Bedelli Askerlik Hakkında Tavsiyeler

Merhaba,

Uzun zaman sonra biraz daha şahsî bir yazıyla dönmenin mutluluğu içindeyim. 18 Mart – 05 Nisan tarihleri arasında memleketim Samsun’da bedelli askerlik görevini gerçekleştirdim. 19 günlük bu süreçte oldukça güzel tecrübeler edindim. Bedelli askere gidecekler nelere dikkat etmeli, yanlarında ne götürmeli gibi birçok sorunun cevabına bu yazıda yer vereceğim.

Bedelli Askerlik Nedir?

15. Celp ile giden biri olarak bizim sistem 15 bin TL’lik ücret karşılığı 21 gün sürmekteydi. Yeni gelecek sistemin 30 küsür bin lira ve 1 ay kadar olacağını teessüf ile öğrendim. Bize verilen 21 günün ilk günü geliş süresinden sayıldığı için (uzaktan gelenlerin ilk 3 günü olabiliyor) 19 gün kadar bir süre yaptık. 5 Nisan günü yaptığımız yemin töreni ile askerlik görevini tamamladık. Aslında Cumartesi günü de teknik olarak asker sayılıyoruz. Şimdi bu 19 günde yaşadıklarımı kısaca anlatayım.

Bedelli Askerlikte İlk Hafta

İlk teslim olduğumuzda bizi nizamiye girişinde arama ile karşıladılar. Askeriyenin düzeniyle ilk karşılaşmamız idi. Kiminin bavulunu komple boşaltırken kimininkini sağına soluna az bakıp geri kapattılar. Bazılarının akıllı telefonları ifşa olduğu için geri dönüp bu telefonları emanet yerine bırakmak zorunda kaldılar. Burada beni en çok üzen C vitamini, Travazol (mantar kremi), Terramycin (antibiyotik krem), Geralgine (etkili ağrı kesici) ve pastillerden oluşan muhteşem ecza poşetime “Bu nedir?” diye sorulunca ilaç dememle poşetin çöpe gitmesiydi. İçinde iyileştirici madde de bulunan Strefen pastili alabildim. Bu pastilden veya benzerinden almanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Zira en az 30 kişilik koğuşlarda kalacaksınız ve eğer soğuk bir zaman diliminde de askerlik yaparsanız koğuşta birileri hasta olduğu anda o hastalık bütün koğuşa yayılacak. Parol, Nurofen gibi ağrı kesici, grip önleyici ilaçları da alabilirseniz çok iyi olur. İçeride revir sistemi var ama Cem Yılmaz’ın dediği gibi biri girmiş Revirci olmuş ve istediğini kendi kendine muayene edip kara kaşına ve keyfine göre ilaç veriyor. O yüzden ilaç önemli. Son güne kadar hasta olmadım çok şükür. Son gün hasta olarak çıkmamda ilaçların bitmesinin de etkisi yadsınamaz tabi.

Girişi geçtik. Bize bölüğümüzü ve bir numara söylediler. Mesela 3. Bölük B – 87. Kayıt Kabul Merkezi’ne doğru “tek sıra” halinde ilerledik. Sıra olmayı öğrenmeye başladığımızın ilk adımı olduğunu nereden bilecektik? Kayıt Kabul Merkezi’nde piyade olduğumuz için bize bot, kep, palaska (kemer), pantolon ve gömlek verdiler. Künye için zincir verdiler ama künyeyi çıkmadan birkaç gün önce teslim ettiler.

İlk hafta en zor haftadır. Hele hayatı boyunca nizam/intizam görmemiş ya da belli başlı okullarda okumuş, kurumsal şirketlerde çalışan biriyseniz bu “aşırı” kuralcı ve düzenli hayat sizi sudan çıkmış balığa döndürür. Binbir çeşit görüşten, ırktan, mezhepten ve meslekten olan adamlar oraya girdiği anda, çok sevdiğim komutanımın da söylediği gibi, birer Mehmetçik oluveriyor. Aslında camide Müslüman kimliğinde insanların birleşip tek saf olması gibi Mehmetçikler de aynı şekilde “birlik” olmaya çalışıyorlar. İlk haftanın çoğu genellikle yanaşık düzen eğitimi ile geçmekte. Burada komutları öğrenmek ve hep beraber hareket etmek gerekiyor. Ancak şansınız yaver gitmez ve sağını solunu bilmeyen, şımarmayı/durduk yere küfretmeyi komiklik sanan adamlar sizin bölükte çoksa yandınız demektir. Bu tarz adamlar çok basit bir “Geriye Dön” komutunun soldan olduğunu öğrenene kadar defalarca yaparsınız, sizin canınız çıkar. Askeriyede ilk başlarda sevmediğim sonra düzen için şart olduğunu düşündüğüm bir şiar var: Ödüller bireyseldir, cezalar ise herkese verilir. Dolayısıyla emrin yerine getirilmesi geciktikçe bu adamlara içinizden/dışınızdan küfredersiniz. Yine Cem Yılmaz’ın dediği gibi askerde küfürler aksiyonların yerini almış durumdadır. Bu benim gibi küfürden haz etmeyen bir adamı oldukça rahatsız etmişti. 1 hafta sonra kimler kimler küfrediyor merak etmeyin.

Yatağınızı toplamayı size öğretecekler. Burada badi/can dostu kavramı ön plana çıkıyor. Üst/alt kat ranzanızda yatıyor olan kişi sizin badiniz olacak. Kaybolursanız, size ulaşamazlarsa badinize sorulur nerede olduğunuz. Yatağı toplarken de size yardım edecek. Ben çoğu gün kendim yaptım. Zaten sadece badinizle değil önünüzde, sağınızda ve solunuzda olan birçok kişi ile muhabbet kuracaksınız.

İçtima Nedir?

İçtima Arapça’da cem kelimesinden türemiştir. Toplanma manasına geliyor. Askeri birliğin düzen içinde olması ve kaçan var mı yok mu bilinmesi gerektiğinden yapılır. “4 say çök” komutu size 4’er saymayı bilmeyen ama 15 bin lirası olan insanlarla aynı ülkede yaşadığınız gerçeğini öğretecektir.

İçtimada bir kişi bile eksik olursa komutan o bir kişi bulunana/gelene dek bekler, bekletir. Yemeğe geç kalırsınız, soğukta beklemek zorunda kalırsınız ve en değerli şeyiniz olan zamandan harcanılmış olur. Şöyle düşünün 8 buçuk içtiması var ve 9 yat saati. İçtima uzadıkça sizin ailenizi arayabileceğiniz, sigara içebileceğiniz veya bir şeyler almak için kantine gidebileceğiniz süre azalıyor. Dolayısıyla ilk günlerde bu içtima düzenine gelmek oldukça zor olacak.

Askerlikte İkinci Hafta

İlk hafta oldukça zordu. Adapte olmaya çalışırsınız. Etrafı kolaçan edersiniz. Meşrebinize uygun adamları tartıyor olursunuz. Sizin siyasi görüşünüze hatta hayat görüşünüze tamamen zıt insanlarla aynı paydaya gelebilmek bence bu haftanın ve bütünüyle askerliğin en güzel yanıdır. Bir arkadaşımın içerideyken kullandığı ifadeyi nakletmek isterim: Dışarıda görsek selam vermeyeceğimiz insanlarla burada yan yana yaşıyoruz. Hakikaten de öyle. İnsanların sahip oldukları inanç değerleri içten yaşanabileceği gibi pekâlâ dışarı da yansıyabilir. Esas olan başkasına zarar vermeyecek şekilde ilerlemektir. Örneğin, biz kıymetli bir asker arkadaşım ile Miraç Kandili münasebetiyle camide bulunduk, programa iştirak ettik. Bu, ibadet dünyası olmayan veya Cuma’dan Cuma’ya namaz kılan kişiler için oldukça uç bir hareketti. Ancak bu durum bizim içimizde onlara karşı negatif bir his uyandırmadığı gibi onlarda da zannediyorum bize karşı zerre bir soğukluk meydana getirmedi. Beni en çok etkileyen de bu oldu. Hani askerlik adamı olgunlaştırır derler ya bana kattığı en önemli şeylerden biri de farklı görüşten insanlarla da teşriki mesaide bulunabileceğimi, onlarla derdimi ve sevincimi paylaşabileceğimi öğrenmek oldu.

İkinci hafta yine yanaşık düzen eğitimi ve silahla verilen eğitimler vardı. Bize verilen programda mekik, şınav ve 2400 metre koşu da vardı. Ben düztabanlığım sebebiyle aldığım spor yapamaz raporum yüzünden bunlara katılmadım. Silahlarımız yetmişli seksenli yıllardan kalma Alman yapımı G3 piyade tüfeğiydi. TSK’nın bu konuda neden ısrar ettiğini şuradan okuyabilirsiniz.

Silahla her bedelli asker 3 adet atış gerçekleştiriyor. Öncesinde size nasıl kullanacağınızı anlatıyorlar zaten. Elindekinin silah olduğunu unutan varlıklar kendilerine veya etrafındakilere zarar verecek hareketlerde bulunabiliyorlar maalesef. Atışta sizden performans beklenmiyor. Güzel bir tecrübe, sakin bir şekilde tadını çıkarmanızı öneririm. Ben solak olduğum ve gözlük kullandığım için gerildim ve heyecan yaptım hedefi nişan alamadan 3 atış gerçekleştirdim. Çok güzel atışlar yapan arkadaşlarım vardı.

Bedelli Askerlikte Son Hafta

Son hafta genel manada yemin törenine hazırlıklar ile geçti. Bölükler kendilerine verilen marşlara çalıştı. Aynı zamanda bütün taburun okuyacağı “Piyade Marşı” için hazırlıklar yapıldı. Piyade marşının bestesi oldukça sıkıntılıdır. Manga komutanı ile öğrendiğimiz başka, tören alanından kayıttan çalınan başka, yemin töreninde bando ile icra ettiğimiz ise bambaşka idi. Her ne kadar size ezberletecek olsalar da Piyade Marşı’na da şuradan bakabilirsiniz.

Tüm eğitimlerin sonucunun alınacağı yemin törenine komutanlar haliyle büyük ihtimam gösteriyor. Oldukça büyük sayılabilecek bir alanda sabahtan akşama kadar 15-20 tur atmanız muhtemel. Haliyle gelip de 9 buçukta yatağa düştüğünüz gibi uyuyorsunuz. Sizi motive edecek tek şey Cuma günü bu durumun bitiyor olması diyebilirim.

Bedelli Askerliğe Giderken Yanıma Ne Almalıyım?

Bu soru en sık sorulan sorulardan. Bedelli askerliğe giderken yanınıza almanız gerekenler hakkında kendi tecrübelerimden bahsedeyim.

Pudra: Gün içerisinde yürümekten ayak ve kasık bölgesi hava sıcaklığı düşük olmasına rağmen zarar görebiliyor. Pudra oldukça cankurtaran bir araç oldu. Olmayanlar olanlardan kullanmak zorunda kaldı. Özellikle yıllardır bot giymeyen düztaban biri olan benim için oldukça hayatî bir öneme sahipti.

İlaçlar: Gittiğiniz kışlanın girişinde nasıl bir güvenlik önlemi var bilemiyorum. Ancak minimum 30 kişinin kaldığı koğuşlarda hastalık birinin bir köşede parfüm sıkması gibi (ona da çok kızardım) yayılıveriyor. Dolayısıyla Nurofen, Parol gibi ilaçlardan sokabilirsiniz. Kendinizi kötü hissettikçe etrafınızdaki doktor tertiplerinize de danışarak kullanırsanız çok faydasını görürsünüz. Revirci çavuşlardan kendilerince muayene ederek size bu ilaçlardan verebilir. Ama o anki duygu durumlarına bağlı bu biraz da. “Benim de burnum akıyor yok sana ilaç!” diye geri gönderdikleri de çok olmuştu. Bana güç vermesi amacıyla bal, zencefil, karabiber ve propolis karışımı olan Apitera da almıştım. Çok faydalı olmuştu.

Mantar ve pişik için Travezol ve yaralar için de antibakteriyel Terramycin kremini öneriyorum.

Boğaz pastili yine işinize en yarayacak şeylerden biridir. Strefen içinde ilaç barındıranı. Strepsils gibi antiseptik olanları da var. Durumunuza ve bütçenize göre tercihte bulunabilirsiniz.

Soğuk zamanlarda askerlik yapıyorsanız çatlayan cildiniz için nemlendirici krem/losyon bulundurmanızda fayda var.

Tabanlık: Eğer uzun süre bot giymemiş biriyseniz (ki değilseniz bile) ayağınızın konforunun ciddi şekilde bozulacağını hesaba katmanız gerekiyor. Tabanlık bu durumda vazgeçilmez oluyor. 10-30-50 liralık versiyonları mevcut piyasada. 50 liralığı tavsiye ediyorum şiddetle. Hafızalı tabanlık diye geçiyor.

Giyim: Size TSK iki adet don, iki adet çorap, alt üst pijama ve iki adet atlet verecek. Pijama hariç kalitesiz olmayan bu kıyafetleri kullanabilirsiniz. Çorap için mutlaka yanınıza destek almalısınız. Ayağınızın temizliği için günlük 1-2 çorap değişimi idealdir. Size verilecek havlular iş görüyor. Yanınızda havlu götürmeyin. Size verecekleri pijama oldukça kalitesiz olduğu için eşofman getirmeyi unutmayın.

Haki renkli bere ve eldiven bulundurabilirsiniz. Komutanlar görüp de kızana kadar veya akşamları dışarıda telefonla konuşurken iş görür. Kamuflaj beresi kulaklarınızı kapatmayacağından bere gerekli diyebilirim. Havanın soğuk olduğu durumlarda üstleriniz size bere takma izni verebilir. Bu durumda haki renkli olma şartı olduğundan yine bu renklerde bir bere/eldivene sahip olmanızda fayda var. Bunları içerde de alabilirsiniz.

Banyoya giderken bot giymeyeceğiniz için spor ayakkabınız mutlaka olmalı. Ayrıca her gün yüzlerce kişinin girdiği banyolara da girerken ayrı bir banyo terliğinizin olmasını isteyebilirsiniz. 8 buçuk içtimasından sonra 9'a ya da 10'a yatana kadar spor ayakkabı ile rahat dolaşmak mümkün olabilecektir. Ayağınız da dinlenmiş olacaktır.

Temizlik malzemeleri: TSK’nın verdiği “istihkakınız”da bir şampuan, iki jilet, bir sabun, bir diş fırçası ve diş macunu var. Ama koğuşta tanıdıklarımdan kimse kullanmadı. Jileti kullananlar oldu sadece. Ben de kullandım. Herkes yüzünü kesti. Tavsiye etmiyorum. Ben düzenli tıraş olmadığım için çok bilgim yok ama etrafımdakiler Mach 3 için iyi yorumlarda bulunuyorlardı. Tuvalet kağıdı, ıslak mendil ve havlu peçete (büyük rulo) da olmazsa olmazlardandır.

Askerlikte Temizlik

Son gün hariç hafta içi her sabah 6’da uyandık. 6 ile 6 buçuk arası kişisel temizlik var. Bu sürede tıraş olmak gerekiyor. Askerlikte tıraşa had safhada önem veriliyor. Sabah tıraş olan arkadaşımın öğleden sonra komutan uzamış dediği için git tıraş ol dediğine çok kez şahit oldum. Hayatım boyunca az sakalım çıktığı için dert ederdim. Büyüklerim de hep “Askerde rahat edersin” derdi. Hakikaten o kadar rahat ettim ki anlatamam. 3 günde bir tıraş oldum. 270’den fazla kişinin kaldığı binada topladan 30 lavabo vardı. Aynı lavaboda tıraş almayı veya ellerini yıkamak için iki-üç kişinin kullandığı lavaboyu hızlıca kullanabilmeyi öğrenmek 3-4 gününüzü alacaktır.

6 buçuktan sonra genel mıntıka temizliği yapılıyor. Burada manga manga ayrılıyorsunuz. Kimisi tuvalet temizliyor kimisi koridorlara su döküp çekpas yapıyor. Bir de koğuşu temizleyen kişiler oluyor geri çıkıp koğuşu temizliyorlar. Kalanlar da bina ve çevresinden izmarit topluyorlar. İlk günler herkes toplarken sonlara doğru tabi kaytarmalar olabiliyor. Kaytaranlar her yerde her zaman çıkıyor. Önemli olan yakalanmamaktır. Yakalanınca işin seyri değişir çünkü.

Şahsi Değerlendirme - Sonuç

Askerlik; doktorluk, hâkimlik gibi profesyonel eller tarafından icra edilmelidir. Ancak zor durumda kalındığında ilkyardım yapabilmek ile seferberlik anında “asker” olarak vatanı savunmak başka şeylerdir. Dolayısıyla bedelli de olsak olası seferberlik durumunda ülkeyi savunacak olan askerler arasına gireceğimizden bize verilen eğitim tamamen gereksiz değildir. İlk girdiğimiz günlerde keşke bu 21 gün olmasaydı, ne işimize yarayacak, devlete boşuna yük gibi söylemlerde bulunuyorduk. Açıkçası ben çıktığımda “Evet, zor bir deneyimdi ama olması gerekiyordu” kanaatine vardım. Askerliğe, askere ve uzun süre askerlik görevi yapan kişilere olan bakışım değişti, saygım arttı diyebilirim.

Dünya olası büyük savaş için hazırlık yaparken bizim de boş durmamamız lazım. Teknoloji ve askeri eğitim konusunda kaydettiğimiz gelişmeler de herkesçe malumdur.

Allah hem bu milleti hem tüm dünya insanlarını savaş kadar zor ve insan fıtratına ters olan bir şeyden korusun. Vatanımıza, askerimize ve milletimize zeval vermesin.

Herkese hayırlı tezkereler.