Orhan Gencebay - Cemal Safi Şarkıları

Önceki yazımda rahmetli Cemal Safi’nin hayatından ve eserlerinden bahsetmeye çalışmıştım. O yazıda üstadın bestelenen bazı eserlerine yer vermiş ve 40 kadar şiirinin büyük müzik dehamız Orhan Gencebay tarafından bestelendiğinden bahsetmiştim. Orhan Gencebay - Cemal Safi şarkıları ile kastetmek istediğim de Orhan Gencebay tarafından bestelenen Cemal Safi şiirleridir. Burada “güzel” tabiri takdir edersiniz ki çok göreceli bir kavramdır. Bu yüzden yukarıda bahsettiğim 40 civarında besteden bana göre en güzellerini, sözü ve müziği en uyumlu olanlarını listelemek istedim. Eserler hakkında yazarken arka fonda o eseri dinleyerek yazmayı tercih ederim.

Ya Evde Yoksan

Özellikle Neredesin Firuze filmindeki performanstan sonra oldukça sükse yapan bu eser Orhan Gencebay - Cemal Safi şarkıları denince akla gelen ilk şarkıdır belki de. Gencebay 1989’da Ya Evde Yoksan / Seni Arıyorum albümünde yer verdiği bu şarkıda yaylıları konuşturmuştur. Kimi zaman yaylılar bağlamayla bütünleşmiş kimi zamansa bağlama altyapının temel taşı haline gelmiştir. Şiir kısımlarında üstadın büyüleyici sesi hakikaten insanın içini ürpertir. Şiir ile beste o kadar birbirine oturmuştur ki Gencebay’ın her “İçim ürperiyor, ya evde yoksan!” deyişinde dinleyici olarak evde sizi bekleyen biri olmasını istersiniz. Hele ki 90’lı yıllarda bu şarkıları dinleyebilenlerdenseniz (maalesef benim dinlemem rastlamıyor) sizin için bu şarkının manası çok daha derindir diye tahmin ediyorum. Muhabbet Sokağı, numara 90!

Aşkınla ne garip hallere düştüm
Her şeyim tamam da bir sendin noksan
Yağmur yaş demeden yollara düştüm
İçim ürperiyor ya evde yoksan

Ya yolu kaybettim ya ben kayboldum
Ne olur bir yerden karşıma çıksan
Tepeden tırnağa sırılsıklam oldum
İçim ürperiyor ya evde yoksan

Elbisem gündelik pabucum delik
Haberin olsa da sobayı yaksan
Yağmur iliğime geçti üstelik
İçim ürperiyor ya evde yoksan

Sarhoşsam kapını çaldığım anda
Saç baş darmadağın açık saçıksa
Bir de ufak rakı varsa masamda
İçim ürperiyor ya evde yoksan

Sabahlara kadar içsek sevişsek
Ne ben işe gitsem ne sen ayılsan
Derin bir uykunun dibine düşsek
İçim ürperiyor ya evde yoksan

Ne kadar üşüdüm nasıl acıktım
İlk önce sıcacık banyoya soksan
Sanırsın şu anda denizde çıktım of
İçim ürperiyor ya evde yoksan

Yanlış mı aklımda kalmış acaba
Muhabbet sokağı numara 90
Boşa mı gidecek bu kadar çaba
İçim ürperiyor ya evde yoksan

İçim ürperiyor ya evde yoksan
İçim ürperiyor ya evde yoksan

Orhan Gencebay - Ya Evde Yoksan

Ya yolu kaybettim ya ben kayboldum!

Ayşen

1992 yılında çıkan “Sen de Haklısın” albümünde yer alan Ayşen şarkısının da sözleri Cemal Safi’ye aittir. Yaylıların muhteşem girişiyle başlıyor şarkı. Sözleri Cemal Safi’ye ait olan çoğu şarkıda olduğu gibi içine şiir kısımları da yerleştiriyor Gencebay. Şahsi düşünceme göre bu uzun ve mükemmel şiirlerin sözlerinin kaybolmasını istemediği için yapıyor bunu. Girişteki bağlama ile solo ile okuduğu yer de buna bariz bir örnektir. “Senden gayri çiçek girmiyor Ayşen” diyor ve batılı solistlerin bulunduğu koro “Ayşen” demeye başlıyor. Bu kayıtta tek beğenmediğim şeyin vurmalılar olduğunu söyleyebilirim. Beyit sonlarındaki “Ayşeeeeeen” diye olan nidaların peşine atağa geçen keman soloları ve Gencebay’ın sesinin kesilmeden devam etmesiyse en çok hoşuma giden detaylardandır.

Çoğu insanın “Ayşem” zannederek dinlediği bu eseri arabamızda kasetten dinlerdik ailecek. Şarkı 4:00’dan itibaren bambaşka bir dünyaya kapı açıyor. Nakarat denilebilecek “Ey alev yanaklım” kısmı bir kez dönüyor ve 04:31 de daha agresif bir şekilde intro çalıyor. Ve outromuzda yani son kısımda yine şiirle kapanıyor: “Kör şeytan resmini yırt at dese de, Ellerim bir türlü varmıyor Ayşen!”

İklimler çileme çare bulmuyor
Mevsimler halimi sormuyor Ayşen!
Sakiler derdime derman olmuyor
Şarkılar yaramı sarmıyor Ayşen!

İlkbahar yaz derken, hazanım soldu
Murada ermeden miadım doldu
Kalp gözüm ellere bakarkör oldu
Senden başkasını görmüyor Ayşen!

Hasretin tüketti bütün varımı
Seraba döndürdü, Hülyalarımı
Ne kadar süslesen rüyalarımı
Sabahlar hayra yormuyor Ayşen!

Ağlarsan matemin yağar geceme
Gülersen mehtabın doğar geceme
Lale devri gelir gönül bahçeme
Senden gayri çiçek girmiyor Ayşen!

Kapattın gönlümün sevinç yönünü
Ümidim görmüyor sensiz önünü
Takvimler bilmiyor dönüş gününü
Saatler vuslatı vurmuyor Ayşen!

Feleğe isyanım arttı git gide
Gençliğim su gibi aktı gitti de
Ömrümü ellere sebil etti de
Bana bir damlanı vermiyor Ayşen!

Ardından çilemem çağlamam diye
Yas tutup karalar bağlamam diye
Kaç kez and içtiler ağlamam diye
Gözlerim sözünde durmuyor Ayşen!

Ey alev yanaklım, volkan dudaklım
Ne bir yalanım var, ne gizlim saklım
Her şeye erdi de, zavallı aklım
Seni unutmaya ermiyor Ayşen!

Dostlarım namıma Ferhat dese de
Ruhum aşk elinden imdat dese de
Kör şeytan resmini yırt at dese de
Ellerim bir türlü varmıyor Ayşen!

Orhan Gencebay - Ayşen

Ayşen!

Bilseydim

Batı tarzı yaylılar ile başlayan şarkıda peşine gelen org ve son noktayı koyan bağlamanın vibratolarının ardından klasikleşmiş şiir kısmı geliyor: Meydan mi verirdim bu ayrılığa/Bilseydim bu kadar zor olduğunu/Bilseydim dünyanın böyle karanlık/Bilseydim bu kadar dar olduğunu.

Gencebay tarzı denebilecek eserlerden biridir. O’nun eserlerinde Halk Müziği ve Sanat Müziği ikiz kardeş gibi uyumlu bir şekilde tezahür eder. Meyanlardaki yaylı partisyonları şarkıyı başka bir boyuta taşımıştır. “Bilseydim odamın dört duvarı düz/Sensiz yatağımın kar olduğunu, buz olduğunu…”

Aranağmenin peşine gelen şiir kısmı ile şarkı devam ediyor. İlginç bir şekilde burada şiir şeklinde okunan kısımla bestelenen kısım aynı. Zira şiir o denli uzun değil. Ama yine de Gencebay belki de şiire ve Cemal Safi’ye olan saygısından bestelediği şiiri şiir olarak da seslendiriyor eserinde.

Meydan mı verirdim bu ayrılığa?
Bilseydim bu kadar zor olduğunu.
Bilseydim dünyanın böyle karanlık,
Bilseydim bu kadar dar olduğunu.

Dilimden sıçrayan bir kıvılcımın
Bilseydim bir anda kor olduğunu.
Bilseydim şu anki gönül acımın
Senin yokluğundan var oldugunu.

Boyun mu bükmezdim sitem etmene,
Bilseydim sükutun kar oldugunu.
Sebep mi olurdum dargin gitmene,
Bilseydim küsünce sır oldugunu.

Bilseydim yüzümün dört mevsimi güz,
İçimin ağlayan nar oldugunu.
Bilseydim odamın dört duvarı buz,
Sensiz yatağimin kar oldugunu.

Fırsat mı tanırdım bu dargınlığa
Bilseydim bu kadar zor olduğunu.
Bilseydim zindandan daha karanlık,
Bilseydim hücreden dar olduğunu...

Orhan Gencebay - Bilseydim

Hadi Git

Hadi git! Beni en çok etkileyen eserlerden biriyle daha karşınızdayım. Orhan Gencebay – Cemal Safi şarkıları denilince akla ilk gelen şarkılardan değildir belki ama Segâh makamında Türk Musikîsi’nin özelliklerini en güzel yansıtan eserlerden biridir. Yine şiirle giren eser çok sakin ve sade gidiyor. Tam aksine aynı eseri Candan Erçetin çok hareketli bir şekilde bestelemişti. "Hadi git" nidasına böyle sakin bir beste bence daha çok yakışıyor. “Güllere aşk olsun gene sen kokacaksan” kısmı sizce de sarsıcı değil mi?

Hadi git iş işten geçmeden
Çok geç olmadan vakit

Günahıma girmeden katilim olmadan git
Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar

Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar
Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın

Oysaki hep yedekte elde var sanmıştın
Her darbene tahammül edecek bir bedenim
Gururum mani olur perişanıma benim
Hadi git

Hadi git ne adres ne de hatıra bırak
Zannetme pişmanlık mutluluk kadar uzak

Git artık geçmeden çok geç olmadan vakit
Günaha girmeden katilim olmadan git

Sanma ki faslı bahar geldiği gibi gitmez
Sanma ki hüsranını görmeye ömrüm yetmez

Güllere aşk olsun gene sen kokacaksan
Fallara aşk olsun gene sen çıkacaksan
Korkulu düşlerimin yolundan kaçıyorum
Sırf sana üzülüyor sırf sana acıyorum

Orhan Gencebay - Hadi Git

Zannetme pişmanlık mutluluk kadar uzak!

Gözüm Kesmiyor

Ney sesleri eşliğinde tasavvufi bir melodi giriyor. Ancak neyin yaptığı flamenkovari sololar ağızları açık bırakacak cinsten. Seslerin bir anda kesilmesiyle Orhan Gencebay ile adeta bütünleşen bağlamanın tınıları duyulmaya başlıyor. Halk müziğinin en çarpıcı örneklerini haiz bir eserdir. “Aşkından geçmeyeeeeee gözüm kesmiyor” daki gırtlak nağmesi harikadır. Sibel Can versiyonu da oldukça güzeldir. Bu arada aynı sözleri Uşşak makamında Zekai Tunca da bestelemiştir. O da bambaşka bir tattır.

Sessizim ne kadar üzsen de beni
Ağzımı açmaya gözüm kesmiyor
Vurduğun zincirden çözsen de beni
Bırakıp kaçmaya gözüm kesmiyor

Ne olur git deme kalbimi kır da
Meleyen gönlümü kaptırma kurda
Sıratı geçecek imanım var da
Aşkımdan geçmeye gözüm kesmiyor

Ne çıkar sararıp solsa da yüzüm,
Gönlümde baharsın gelse de güzüm
Çekilmez olsa da sitemin nazın
Başka yar seçmeye gözüm kesmiyor

Orhan Gencebay - Gözüm Kesmiyor

Gönül Nikâhı

Orgun güzel tonları olduğuna zaten Orhan Gencebay ile inananlardanım. Başka bir yerde bu enstrümana tahmin edemiyorum. Peşine giren bağlama ve kanun hakikaten tamamlayıcı olmuş. Hasret Rüzgarı (1991) albümünde yer alan sözleri Cemal Safi’ye ait olan 4 şarkıdan biri Gönül Nikahı. Diğerleri Ne Kaybederdin, Güzelsin ve Gözüm Kesmiyor. Yaylılar doğru zamanlarda altyapıyı tam olabilecek şekilde doldurmuş. Şarkı Orhan Gencebay için oldukça marjinal bir şekilde sonlanıyor diyebilirim.

İlk görüşte başlar kalplerde telaş,
Çok erken kıyılır gönül nikahı,
Sevgini yudumlar,göz yavaş yavaş,
Bakarken kıyılır gönül nikahı.

Düşürür sevdaya yaşı onüçü,
Tanımaz günahı kanunu suçu,
Gururun belini sevginin gücü,
Bükerken kıyılır gönül nikahı.

Neler uydurursun gör daha neler,
Nice mazeretler ne bahaneler,
Kederli gözlerde billur taneler,
Dökerken kıyılır gönül nikahı.

Alnında sevecek yazdıtan sonra,
Eninde sonunda senindir sıra,
Bir vesile olur kibrit sigara,
Yakarken kıyılır gönül nikahı.

Beklenen karşına çıkar bir sabah,
Belki yeşil gözlü belki simsiyah,
Daha ilk görüşte yürekten bir ah,
Çekerken kıyılır gönül nikahı.

Neler uydurursun gör daha neler,
Nice mazeretler ne bahaneler,
Kederli gözlerde billur taneler,
Dökerken kıyılır gönül nikahı.

Orhan Gencebay - Gönül Nikâhı

Güzelsin

Listenin 7. ve son eseri için en aykırı olabilecek eserlerden biri olan Güzelsin’i seçtim. Org ve bağlamanın döktürdüğü eserler. Aslında Cemal Safi şiirlerine yapılan Orhan Gencebay bestelerini dinlediğimde sanki bu şiirlere sadece böyle beste yapılabilirmiş, sanki yapılabilecek en güzel besteleri üstad yapmış gibi gelir. Eserin sonunda giren oldukça farklı bir tonda olan bağlama kısmı da oldukça lezzetlidir.

Görenler kendini beğenmiş sansın
Sen böyle havali pozla güzelsin
Varsın aşıkların bıksın usansın
Sen böyle cilveyle nazla güzelsin

Aşk hevesle başlar hasret gurbetle
Solmasın gençliğin gamla kasvetle
Çünkü sen her zaman sen muhabbetle
Şiirle şarkıyla sazla güzelsin

Neden bakışların bana düşüyor
Neden sitemlerin bana koşuyor
Sığmıyor gönlüme aşkı taşıyor
Sen benim haddimden fazla güzelsin

Ben gibi hüzünlü hazanla değil
Sen taze baharla yazla güzelsin

Orhan Gencebay - Güzelsin

Görenler kendini beğenmiş sansın/Sen böyle havali pozla güzelsin!

Orhan Gencebay kendi sözleri dışında çok nadir söz yazarının sözlerini kullanıyor. Mehmet Erbulan, Vural Şahin gibi kıymetli insanların sözlerini kullandığı şarkılar olsa da 40 şarkıyla başı Cemal Safi çekiyor. 1000’den fazla bestesi bulunan Orhan Gencebay’ın ağırlığını Cemal Safi’ye vermesi de Safi'nin ne kadar büyük bir söz yazarı olduğunun ispatıdır. Orhan Gencebay - Cemal Safi şarkıları birçok insana gönül dostluğu yapmıştır. Ben de 7 tanesini seçmek istedim. Eserlerin videolarını kota dostu seçmeye gayret ettim. Orhan Gencebay'ın Resmi Youtube Kanalı'na abone olmanızı tavsiye ederim.

Bu aralar musîkî kategorisinde çok yazdığımın farkındayım. Sonraki yazı bambaşka bir konuyla, yeni bir kategoriden olacak.

Sürprizlere hazır olun! Sevgiyle kalın.

Önceki Yazı: Cemal Safi Kimdir?
Sonraki Yazı: Hayata Yön Veren Sözler